Dr. Ayhan Zeytinoğlu, Kocaeli Sanayi Odası ve İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı olarak, 19 Ekim 2026 tarihinde, Türkiye'nin otomotiv sektöründe Fransa ve Almanya'nın vardığı uzlaşının ülkemizi dışlamasının kabul edilemeyeceğini vurguladı. Zeytinoğlu, Türkiye'nin iktisadi kalkınması açısından stratejik öneme sahip olan otomotiv sektörünün bu tür ayrımcılığa maruz kalmasının, hem üretim hem de ticaret ilişkilerinin ciddi anlamda zarar görmesine neden olacağını ifade etti. Özellikle Türkiye'nin dış politikası ve ekonomik ilişkileri açısından bu durumu ele almak, sektörün sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının yaklaşık %73’ünün Avrupa Birliği’ne (AB) gittiğini belirten Zeytinoğlu, bu yüksek oranın, Türkiye’nin otomotiv endüstrisinin AB pazarındaki önemini gözler önüne serdiğini dile getirdi. Türkiye, gelişmekte olan bir ekonomik yapıya sahip olmasına rağmen, otomotiv sektörü açısından oldukça güçlü bir pozisyona sahiptir. Ancak, uygulanmaya başlanacak olan 'Made in Europe' engelinin ülkemizle yapılan ticaret ve ihracat ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebileceği konusunda uyardı.
Zeytinoğlu, Türkiye'nin ihraç ettiği otomobillerin büyük bir kısmının AB ülkelerine gittiğini hatırlatarak, bu durumun, Türkiye’nin dış ticaret politikası çerçevesinde AB ile olan ilişkilerini daha da önemli hale getirdiğini vurguladı. Gümrük birliği ile elde edilen hakların korunmasının gerekliliğine dikkat çekerken, bu hakların, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki rekabet edebilirliğini sağlamasında belirleyici rol oynadığını ifade etti. Türkiye, yıllardır sürdürdüğü ihracat politikalarıyla, otomotiv sektöründe büyük bir paya sahip, bu nedenle de AB ile ilişkilerinde dikkatli olunması gerekiyor.
Kurumsal sosyal sorumluluk açısından ele alındığında, otomotiv sektörü sadece ekonomik bir alan değil, aynı zamanda çevre ve sürdürülebilirlik gibi konularda da dikkate alınması gereken bir sektördür. Zeytinoğlu'nun da belirttiği gibi, Türkiye dışlandıktan sonra otomotiv sektörü ciddi anlamda bir rekabet kaybı yaşayabilir. Bu durumun, sektördeki yatırım ve büyüme üzerinde olumsuz etkileri olacağını öngörmekte. Söz konusu uzlaşmanın Türkiye'yi dışlamasının yaratacağı etkilerin önlenmesi adına daha etkin bir müzakere sürecine ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un vardıkları uzlaşmanın Türkiye’yi dışlaması sebebiyle kabul edilemeyeceğini söyleyen Zeytinoğlu, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile olan ticari ilişkilerin güçlendirilmesi ve korunmasına yönelik adımlar atmasının şart olduğunu aktardı. Türkiye’nin yalnızca otomotiv sektörü için değil, genel olarak dış ticaretinde bu tür durumların önlenmesi için aktif bir politika geliştirmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki konumunun korunması için gerekli adımların atılması önem arz etmekte. Türkiye’nin karşılaştığı bu tür tehditler, ülkemizin mevcut ticari ilişkilerini ve sektördeki büyüme potansiyelini ciddi tehditlerle karşılaştırabilir. Ülkenin otomotiv endüstrisindeki pozisyonunu korumak için, hükümetin ve sanayinin ortak bir müzakere ve strateji oluşturması elzem görünmektedir. Özetle, Türkiye’nin otomotiv sektörü, uluslararası pazarda rekabet gücünü kaybetmemek için bu konularda proaktif bir yaklaşım benimsemelidir.
Kaynak: Ekonomim